Prison Vadisi

1

Tüm dünyada büyük ilgiyle takip edilen Prison Break ile Kurtlar Vadisi arasındaki ilginç benzerlikler beni bu yazıyı yazmaya zorladı. Prison Break’i sıkı sıkı takip ediyorum ancak Kurtlar Vadisi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çok şey kaçırdığımı da düşünmüyorum açıkcası. Kurgudan tutalım da çekim tekniklerine kadar hep vasat bir görüntü çizdi benim gözümde Kurtlar Vadisi. Prison Break ise bir ara kurguda “off yeter artık” dedirten noktaya geldiyse de bu durumdan daha da güçlenmiş bir yapıyla çıkmayı başardı. Neyse, lafı fazla uzatmadan neler aynı, neler farklı bakalım.

Kurgu

Her iki dizide de çok derin kökleri bulunan bir örgüte karşı birkaç kişinin verdiği mücadele vardır. Ancak kahramanların olayın ortasında yer alma şekilleri farklıdır. Michael, bir komplo sonucu idam cezası alan ağabeyi Lincoln’u kurtarmak için dahice bir plân yaparak işe koyulur. Yani ailesel bir sorundan dolayı işin içine girmiştir. Başlarda “ulan o şirketi devirmezsem” düşüncesi yoktur. Ağabeyini kurtarmakla başladığı görevi gittikçe çetrefilli bir hal almış, kendini çok güçlü bir örgüte karşı mücadele ederken bulmuştur. İyi adamlar, zekidir, beceriklidir, detaycıdır, sosyaldir, kültürlüdür. Tam bir takımdırlar.

Polat ise seçilmiştir. Başarılı görevlerinin ardından “gel oğlum şu işin başına geç” denmiştir. Bu geçiş süreci onu kahraman yapmak için yetmiştir bile. Kahramanımız her ne kadar zeki gösterilmek istense de bunun aksini hissettiren pek çok davranışı olmuştur. İyi adamlar derin devlete ulaşıp, yönlendirmek veya onu yok etmek isteyen devletin bir bölümü tarafından oluşturulmuştur. Tam bir mafya görüntüsü çizmektedir. Çok oturaklı adamlardır. Pek kültürlü değillerdir. Onlar da detaylara dikkat ederler ama detaydan kaybettikleri de çok olmuştur. Türk olmalarının en büyük özelliklerinden biri olan duygusallık onlarda da vardır. Pek sosyal de değillerdir.

PB’de olaylar çok uzun vadelidir. İzlenme kaygısı ön planda değildir. Bu sebeple senaristler seyircinin de isteğini kısmen göz önünde bulundurarak yaratıcılıklarını sunarlar. Gerçekten yaratıcı bir kurguya ve derin ayrıntılara sahiptir. KV’nde ise günü kurtarmak daha önemlidir. Her bölümde mümkün olduğunca çatışılır. Derin devlete mesaj göndermek gayesiyle olaylar gelişir. Gerçekten dandik bir kurguya sahiptir. Özellikle de son zamanlarda bu kendisini iyice göstermiştir.

Kafamdaki taslağa göre fazla detaya girmiş olsam da uzun zamandır yayında olan bu diziler için basit bir kurgu anlatımı olduğunu düşünüyorum.

Oyuncular


Michael Scofield ve Polat Alemdar: Son derece zekidir. Hemen her zaman aklını kullanarak sorunları aşar. İnsan ilişkileri çok kuvvetlidir. Pek göstermek istemese de duygusal bir yapıya sahiptir.

Çok zeki görünmek istese de maalesef vasatın üstünde bir performans göremedik kendisinden. Bu izlenim için çok uğraştılar ama olmadı. Aklından ziyade silahını kullanmayı sever.

Lincoln Burrows ve Memati: Neredeyse ikisi de birbirinin aynısı. İkisi de sert, çabuk gaza gelebilen ve adam öldürürken hiç tereddüt etmeyen tipler.  Her zaman kaşları çatık. Kadınlarla araları pek yok.

Fernando Sucre ve Abdülhey : Sucre’nin de Abdülhey’in de sadakatleri sınandı. Ve ikisi de daha sadık bir şekilde bu işlerden çıktılar. İkisi de kadınlara daha yakın. Sucre çok daha yakışıklı o ayrı 🙂

Not: Bu yazı Aralık 2008’de yazılmış ve yarım kalmıştır.

Bunları da okumak isteyebilirsin Diğer içerikler

1 yorum

  1. asda diyor ki

    polatla micheal kıyaslanırmı hiç polat adam olsun 🙂

Bu konuda söyleyecek bir şeylerin olmalı

E-posta adresiniz yayımlanmayacak.