Noel Değil, Yılbaşı Dedikleri!

2
Like
Like Love Haha Wow Sad Angry

Yılbaşı kutlamaları, yazılı tarihte yerini almış en eski geleneklerden biridir. 4000 yılı bulan bir geçmişi olan yılbaşı arifesi kutlamaları günümüzde Noel kutlaması ile birleştirilir ki her ikisi farklı kutlamalardır.

Noel kutlaması, Hz. İsa’nın 25 Aralık tarihinde gerçekleşen doğumunu esas alan ve tamamen dinî özelliklere sahip bir kutlamadır. Hediye alıp verme ve ağaç süsleme de sadece Noel’e özgü kutlama aktiviteleridir. Maalesef birçok konuda olduğu gibi neyi ne amaçla yaptığını bilmeyen insanları kontrol etmekte zorlanmayan kapitalist yaklaşım, bilhassa hediye alıp verme konusunda bir mecburiyete kadar dönüştü. Kullandığımız takvimden dolayı Noel ile Yılbaşı kutlamaları arasında 6 gün gibi kısa bir sürenin olması, özü farklı olan iki amacın karışmasına neden oldu.

Yılbaşı kutlamaları, Fenike ve Pers Uygarlıklarında ekinoksla birlikte Yunan Uygarlığında ise kış dönümüyle birlikte kutlanırdı. Bir yılı daha geride bırakmayı ve yeni bir yılı karşılamayı heyecanlı bulan insanlar bu duygularını törenlerle ve çeşitli aktivitelerle ortaya koyarlardı.

İlk başlarda, bu coğrafi dönemlerin hasat zamanlarına denk gelmesinden olsa gerek, törenler bir hasat şenliği niteliğindeydi. Bir süre sonra taç giyme törenleriyle de ilişkilendirilen yılbaşı kutlamalarının en ünlüleri ise Babil’de gerçekleşirdi. 11 gün süren törenler boyunca bazı dinî motifler de yer alır ve bu törenlerde Marduk isimli tanrıya şarkılar söylenirdi. Kutlamaların bitmesiyle herkes kendi yaşamına ve günlük işlerine çekilirdi.

Ağaç süsleme geleneğinin Türkler’e ait olduğu ve hatta bu geleneği ortaya koyan ilk milletin Türkler olduğu iddia edilir ki; bu iddianın özünde Türkler’de çok geniş anlamları olan “Ağaç Kültü“nden kaynaklandığını ve doğal olarak Noel ile hiçbir alakasının olmadığını düşünürüm.

Romalı Julius Ceasar MÖ 46 yılında, kullanılan birçok takvimin yarattığı karışıklığa son vermek amacıyla Jülyen Takvimi’ni yürürlüğe koydu ve başlangıç gününü 1 Ocak olarak belirledi. Bir süre sonra Hz. İsa’nın doğumu ve onu takip eden Hristiyan kutlamaları ile yakın bir tarihe denk gelen bu dönem, özünde Pagan geleneklerini taşıyan dinî motifleri de beraberinde getirdi.

Julyen Takvimi’nin yıl hesaplamasındaki 1 günlük hatası sebebiyle bir süre sonra Gregoryan Takvimi’ne geçilerek Yılbaşı kutlamaları 1700’lü yıllara dek yarı dinî, yarı geleneksel aktivitelerle yaşandı.

Tüm bu uzun yıllar boyunca insanlar yeni ve kendilerine özgü geleneklerini geliştirdiler. Modern zamana baktığımızda, kimisi gece yarısı en sevdiği kişiyi öper; kimisi o gece ne yaparsa tüm yılın öyle geçeceğine inanır; kimileri de bizde olduğu gibi havaya ateş eder!

Aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen yılbaşı kutlamalarının “özünde” aynı sıralama geçerlidir. Geride bırakılan yıl uğurlanır ve yeni umutlarla birlikte hiç kullanılmamış bir yıl karşılanır. Bu coğrafi varlığı kutlamak ne kadar doğal ve eğlenceliyse, bu kutlamayı Noel ile karıştırmak o kadar cahilcedir.

Bu yazı vesilesiyle ben de yeni yılın beklentilerinizi karşılayan bir yıl olmasını ve üzüntü – sevinç dengesinin sizin için sürekli sevinçten yana bozulmasını dilerim. Mutlu Yıllar!

Bunları da okumak isteyebilirsin Diğer içerikler

2 Yorum

  1. testler diyor ki

    “Ağaç süsleme geleneğinin Türkler’e ait olduğu” bunu ilk kez duyuyorum. araştırma yapabileceğim bir kaynak mevcut mu elinizde?

  2. Onur diyor ki

    Sümerolog Prof. Muazzez İlmiye ÇIĞ’nın bir “iddiasıdır”. Prof. Muazzez İlmiye ÇIĞ’ın bazı yazıları internet ortamında mevcut.

Bu konuda söyleyecek bir şeylerin olmalı

E-posta adresiniz yayımlanmayacak.