Onur Şendere'nin bilgi ve ilgi alanlarına yönelik blogu.

Görgü Tanığı – Kısa Hikaye

6

Gözleri tamamen karşısındakine odaklanmıştı. Kaç gece geçmişti onunla karşılaşmayalı. Belki yıllar, belki de günler… Bilemiyordu. Kim bilir?

Eskiden bu kadar rahat değildi. Sevimli ve sinsice bakan gözlerinden korkuyor, ona yanaşamıyordu. Şimdi ise uyuduğu zamanlar, nadir de olsa usulca yanına sokulup, ona daha yakından bakıyordu. Zaman zaman da sadece yatağının yanındaki koltuğa oturup, onu seyrediyordu.  Odaya girmesi sorun değildi onun için ve istediği kadar kalmak da. Her gelişinde onu etkiliyordu. Kimi zaman da korkutuyordu…

Bir keresinde, ona yaklaşıp yüzünü incelemek, yaşadığı değişimi görmek için yüzüne doğru eğildi. Ancak  uykusunun en derin noktasında uyanmasına sebep oldu ve tam karşında doğrularak göz göze geldiler. Onu hiç bu kadar korkutmamış, ona yalnız olduğunu hiç bu kadar hissettirmemişti. O kadar derin baktı ki gözlerine, sanki en sevdiği oyuncağını kaybetmiş bir çocuğun arayış ve yakarış dolu gözlerini görür gibi oldu. Bir an acıdı… Bana niye böyle bakıyor diye düşündü. Onu o kadar iyi tanıyordu ki, kendisine gelip aynı sert ifadeyle karşılık vermesini bekledi. Bekledi… Ama gözler değişmedi. Aksine nemlendi. Her bir hücresinde kendine yer edinmiş olan yıkıcı hisler, gözlerine dolmaya başladı. Ellerinden, dillerinden, yüreğinden ve dudaklarından… Hiçbir yanından hayır ben birşey yapmadım, gelmek istemiyorum diyen yoktu. İyice biriktiler. Orada da barınamayacak kadar çoğaldılar, taştılar… Ve şimdi de geldiklere yere gidiyorlardı… Dudaklarına, diline, yüreğine ve ellerine… İçinde birikip kabına sığmayan dertler, acılar, üzüntüler şimdi yerlerine dönüyordu. Acı çekerek, çektirerek. Gözyaşına bürünüp dışarı çıkan ve ait oldukları yerin üstüne gelince kurumaya başladı acılar. Usulca sızdılar. Kayarak giden gözyaşları ile birlikte o da kayarak başını yastığına koymaya çalıştı. Aklı bir yerlerde kalmasına rağmen içinde garip bir huzur oluştuğunu hissetti. Tüm vücudu kurumuş, hatta katılaşmıştı. Tek bir yer hariç! Yüreğinin üstü, hala nemliydi. Sırtüstü uzandığında, gözlerine ulaşmalarına rağmen çıkamayan acılar, tenini parçalayıp yüreğinin üstüne çıkıyordu artık. Ve göğsünün yanından örtüye süzülüyorlardı…

Ziyaretçi, tüm bu olanlar karşısında dehşete düştü. Herşey o kadar ani ve arka arkaya oldu ki, hiçbir şey yapamadı. Kendini bildiğinden beri onu tanıyordu. Ve o kadar iyi tanıyordu ki, böyle birşeyin olacağı aklının ucundan bile geçmezdi. Tüm bu olanlar karşısında birşeyler yapmak istese de olmadı, gücü yetmedi. Şaşkınlıkla yataktakinin vücüduna bakıyordu. Yüreğinin üstü de kurumaya başladı, hatta tüm vucudu kaskatı kesilmişti. Ona dokunmasa da yaydığı soğukluğu hissetmiş ve ürkmüştü. Gözleri tekrar gözlerine kaydığında anladı olanların bir “son” olduğunu. Ve tabii kendi sonunun olduğu… Ölmüştü!

Küçüklüğünden beri aynada gördüğü ve uyuduğunda da vücudundan ayrılarak kendisini seyrettiği gözleri, kendi sonunu gördü. Acı çekerek ve çektiğini görerek…

6 Yorum
  1. tuğ... diyor ki

    Kullanılan metaforlar , anlatımdaki karanlık atmosferin öyküyü tamamlaması,tasviri çok güzeldi..son bi kaç cümleye kadar bi kadına yazılan,hepimizin zaman zaman yaşadığı zor dönemleri anlatan sıradan “aşk sorunsalı” satırları olduğunu düşündüm..ama son kısıma kadar,esas temayı -ölümü- çok başarılı bi biçimde saklayabildiğini düşünüyorum. Biraz Danielle Steel , biraz Maeve Binchy romanları harmanı cümleler çıkmış ortaya..
    Eline sağlık deniyo galiba tam burda 🙂
    Devam etmek lazım yazmaya 😉

  2. fasulyeden diyor ki

    Tuğ’a katılıyorum bende tam olarak son paragrafa kadar bir aşk hikayesi okuduğumu düşünmüştüm, osa ne kadar rahat birlikte olabildiklerine dair ipucu vardı öykünde.. sonuna geldiğinde ise zaten ölümü isteyen biri olduğunu düşündüm nedense, bir ölüme bir sevgili gibi yaklaşıyordu sanki.. ya da ölüm ona öyle gözüküyordu kim bilir? tek eksiği belki sonuna bu kadar kolay gelmeseydi, önce ölüme dair ipuçları verip sonra ölümü vurgulasaydı, “ölüm bu kadar kolay olmasaydı” …

  3. Duygu S diyor ki

    Ilk basta Turkcem cok super olmadigi icin öykünün themasini anlamasamda, aydinlatmalarindan sonra birkez daha okuyunca anladim. Sonra cok hosuma gitti birkez daha okudum. Gizemli ve çok ilginç geldi bana. Aslinda çok yalin anlatmissin ölümü ama gizlemesinide bilmissin. Hic bu kadar farkli Turkce bir yazi okumamistim. Diger yazilarinida begenerek okuyorum Onurcum. Sen lutfen yaz hep yaz:)

  4. EYLOS diyor ki

    Hikaye ile birlikte kullandığın fotoğrafda çok güzelmiş.

  5. Sibel diyor ki

    Okurken, yazının geçmişe ait bir şahısla yeniden karşılaşmaya dayalı bir anlatı olduğunu düşündüm önce. Yazının sonuna geldiğimde çok şaşırdım. Yazının, bir ölüm anını anlatan cümlelerle son bulacağı, yazının başında ya da ortasında, hiç sezilmiyor.
    Sonunu okuduktan sonra yazının başına dönüp yeniden okudum. O zaman cümlelerin her birinden daha çok etkilendim. Eline sağlık.

  6. […] geldi içimi parçalayan kimi anları bir hikayeye dönüştürüp bu blog üzerinde paylaştım. Yeri geldi, kendimde yazdığım kısa hikayeyi yine bu blog üzerinde yayınladım. Hatta güzel […]

Bu konuda söyleyecek bir şeylerin olmalı

E-posta adresiniz yayımlanmayacak.