Onur Şendere'nin bilgi ve ilgi alanlarına yönelik blogu.
Tarama Kategorisi

Blog

Onur Şendere tarafından yazılmış blog yazıları.

Masum: Bir Türk Dizisi Olamayacak Kadar İyi

Masum, sadece internet ortamında bulunan ve Blutv üzerinden sunulan bir dizi. Oyuncular Türk, yapımcı Türk, yönetmen Türk, dil Türkçe ve bir Türk dizisi olamayacak kadar iyi! Sosyal medyada sıkça karşıma çıkan Masum'a dair paylaşımların sonrasına "şuna bir bakayım" dedim ve sonrasında da Blutv deneme üyeliğimi başlattım. Dizinin ilk iki bölümü izledikten sonra söylediğim tek bir kelime vardı: "Oha!" Sekiz bölümlük ve tek sezonluk bir dizi olması bakımından aslında bir hafta sonunu ayırarak bir ya da iki günde de…

Alışverişte Görünmeyen Maliyet: Zaman

Günümüz yaşamında alışveriş yapmak adeta yürümek kadar sıradan ve hemen her gün gerçekleştirdiğimiz bir eylem. Bir de alışveriş yaparken benim gibi aldığınız ürünü ya da hizmeti ince eleyip sık dokuyorsanız bir süre sonra işler pek de hoş olmayabiliyor. Aklı başında insanların kaba tabirle kazıklanması oldukça sinirlendiğim şeyler arasında. Bir de bu durum yakın çevremden birileri ile ilgiliyse kısa süreli bir alevlenme ortaya çıkabiliyor. Kendi alışveriş alışkanlığım da bunun üzerine: Kazıklanmamak. Elbette birçok…

İzledim: The Nice Guys (İyi Adamlar)

Eğlenceli, sıradan olmayan ve kaliteli bir film izlemek amacıyla yaptığım kısa araştırma sonrasında İyi Adamlar yani The Nice Guys filmini izlemek için belirledim ve izledik. Büyük bir beklenti söz konusu olmamakla birlikte sıkılmadan izlenebilecek, dahası keyif de veren bir film olduğunu söyleyebilirim. Öncelikle iyi bir oyuncu kadrosuna sahip, biraz da aykırı bir film The Nice Guys, 2016 yapımı ve güncel IMDB puanı 7.4. Bu puan bile aslında filmin en azından kesinlikle izlenmesi gerektiği anlamına geliyor. Jackson Healy…

İnsan, İnsanı Nasıl Çalıştırmalı?

İş hayatına dair bir şeyler yazmayalı epey olmuştu diyerek yazıya klasik bir giriş yapmak fena olmazdı ancak sanıyorum daha önce iş hayatına dair herhangi bir yazı yazmadığım için böyle bir cümle de kuramıyorum. :) Neredeyse her yetişkini ilgilendiren iş hayatı, en az özel hayat kadar önemli. Zira hem geçirilen zaman hem de etki - tepki gücü ile yaşamlara da doğrudan yansıyor. Dünyadaki güzel şeylerin kötü şeylere göre çok daha seyrek olması maalesef iş hayatındaki başarılı ve mutlu iş ortamlarının seyrekliğine de…

Amazon Müşterileri Neden Benim gibi Mutlu?

Dünyanın en büyük ve küresel perakendecilerinden biri olan Amazon ile ilk etkili tanışmam Kindle Paperwhite 2 isimli e-kitap okuma cihazımızı satın almam ile gerçekleşti. Her ne kadar ürünü ülkemizdeki sitelerden biriden almış olsam da daha sonra cihazda yer alan reklamların kaldırılması için Amazon Müşteri Hizmetleri ile görüşmem gerekmişti. Çalışanın yaklaşım şekli ve sorunu çözme çabası sonrası bir de sorunun kolayca çözülmesi ile birlikte ciddi bir şekilde takdir etmiştim kendilerini. Genellikle başarılı şirketler…

Blogum 8 Yaşında

7 Kasım 2008 tarihinde, WordPress ile birlikte varsayılan olarak gelen ilk hazır örnek yazının başlığına dokunmadan, "Merhaba Dünya" diyerek ilk blog yazımı yazmıştım. Bugün, o yazının üzerinden tam 8 yıl geçti. 8 koca yıl... Bu blogu oluşturduğum sıralarda üniversite öğrencisiydim. Sonra mezun oldum, askere gittim geldim, çalışmaya başladım, evlendim ve daha birçok şey yaşadım. Ne kadar çok şey sığmış 8 yıla ve kim bilir kısmet olursa göreceğim gelecek yıllarda daha ne kadar çok şey sığacak... Büyük bir hevesle…

Şaşkın Serinliyor

Birçoğunuzun bildiği üzere Şaşkın adında bir papağanım var. Bazı dayanılmaz yaramazlıkları haricinde aramız da gayet iyi. Özellikle bu sıcak yaz günlerinde sık sık serinlemesini sağlamamız gerekiyor ki bunalmasın. Ancak kendisine banyo yaptırmamız pek mümkün değil. Çünkü böyle alışkanlığı olmadığı gibi bu yönde yoğun bir eğitim de vermedik. Birkaç kez deneyip başarısız olduğumuzu görünce daha fazla zorlamadan çareyi bir püskürtücüye koyduğumuz ılık suda bulduk. Belli aralıklarla ve sonrasında da güneş görmesini sağlıyoruz ki…

Yeni Logom ve Hikâyesi

Geleneksel bloga yazı yazmama ve blogu unutma haftalarının sonrasında yine bir yazı yazıyorum buraya. Bazen blogumun kıymetini unuttuğumu fark ediyorum. Özellikle de yazılarım arasından rastgele bir şekilde birkaç tanesini okumaya başladığımda hızlı bir şekilde bu hisse kapılıyorum. Çünkü o yazıları tekrar okudukça, yazıların kaleme ya da yeni bir ifadeyle klavyeye alındığı zamanı hatırlıyorum. Bu hatırlatmayı kolay kolay bir başka şey yapamaz diye düşünüyor ve bloguma daha çok değer vermeliyim diye düşünüyorum. Günlük…