<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?> <rss
version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
> <channel><title>Onur Şendere&#039;nin not defteri &#187; Türkçe &amp; Edebiyat</title> <atom:link href="http://www.onursendere.com/category/turkce-edebiyat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>http://www.onursendere.com</link> <description>Onur Şendere&#039;nin not defteri</description> <lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 08:38:36 +0000</lastBuildDate> <language>en</language> <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod> <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency> <generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator> <item><title>Dünyanın En Yanlış Kısa Hikayesi</title><link>http://www.onursendere.com/dunyanin-en-yanlis-kisa-hikayesi.html</link> <comments>http://www.onursendere.com/dunyanin-en-yanlis-kisa-hikayesi.html#comments</comments> <pubDate>Tue, 15 Nov 2011 21:22:49 +0000</pubDate> <dc:creator>Onur</dc:creator> <category><![CDATA[Türkçe & Edebiyat]]></category> <category><![CDATA[doğru hikaye]]></category> <category><![CDATA[kısa hikaye]]></category> <category><![CDATA[yanlış]]></category> <category><![CDATA[yanlış hikaye]]></category> <category><![CDATA[yanlış üzerine]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.onursendere.com/?p=2316</guid> <description><![CDATA[Bu, bir kısa hikâyenin başlangıcı için gereken giriş paragrafının ilk cümlesidir ve bir hikâye böyle bir cümle başlamaz. Bu da giriş paragrafının hatalı ikinci cümlesidir. Ve giriş paragrafını sona erdirebileceğim fevkalade yanlış bir son cümle bu. Tümü, yanlış seçilmiş cümlelerden oluşan bir giriş paragrafına sahip kısa hikâyenin gelişme bölümüne nasıl ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><span
style="font-size: medium; font-family: 'trebuchet ms', geneva; color: #000000;">Bu, bir kısa hikâyenin başlangıcı için gereken giriş paragrafının ilk cümlesidir ve bir hikâye böyle bir cümle başlamaz. Bu da giriş paragrafının hatalı ikinci cümlesidir. Ve giriş paragrafını sona erdirebileceğim fevkalade yanlış bir son cümle bu.<span
id="more-2316"></span></span></p><p><span
style="font-size: medium; font-family: 'trebuchet ms', geneva; color: #000000;">Tümü, yanlış seçilmiş cümlelerden oluşan bir giriş paragrafına sahip kısa hikâyenin gelişme bölümüne nasıl başlanmasını bekliyordunuz ki? Belki de söylemeye gerek yok ancak yine de telaffuz edilmelidir ki, gelişme bölümünün ilk ve bu ikinci cümlesi de tamamen yanlış. Giriş bölümünden umduğunu bulamayarak bir ümitle gelişme bölümüne geçen okur, üzgünüm, bu bölümün son cümlesi de kesinlikle hatalıydı.</span></p><p><span
style="font-size: medium; font-family: 'trebuchet ms', geneva; color: #000000;">Evet, biraz iyimser davranarak en azından sonuç paragrafının ilk cümlesinin yanlış olmamasını dilerdim ancak sonuç ortada. Biliyorum, böyle hikâye yazılmaz ve bir hikayenin sonuç paragrafında bunun gibi yanlış cümlelere yer verilmez. Neyse efendim, siz erdiniz muradınıza; zaten doğru kimin umurunda!..</span></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.onursendere.com/dunyanin-en-yanlis-kisa-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>İngiltere Premier League Ekibi: Ordu United</title><link>http://www.onursendere.com/ingiltere-premier-league-ekibi-ordu-united.html</link> <comments>http://www.onursendere.com/ingiltere-premier-league-ekibi-ordu-united.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 31 Aug 2011 08:28:32 +0000</pubDate> <dc:creator>Onur</dc:creator> <category><![CDATA[Ciddi Ciddi]]></category> <category><![CDATA[Kültür]]></category> <category><![CDATA[Türkçe & Edebiyat]]></category> <category><![CDATA[Cafe Store 52]]></category> <category><![CDATA[Cafe Store 52 Fifty Two]]></category> <category><![CDATA[GS Store]]></category> <category><![CDATA[İngiltere Premier League]]></category> <category><![CDATA[Kartal Yuvası]]></category> <category><![CDATA[Ordu United]]></category> <category><![CDATA[Orduspor]]></category> <category><![CDATA[Orduspor 52]]></category> <category><![CDATA[Orduspor forma]]></category> <category><![CDATA[Orduspor mağaza]]></category> <category><![CDATA[Orduspor Store]]></category> <category><![CDATA[Süper Lig]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.onursendere.com/?p=2259</guid> <description><![CDATA[Aile tarafından Ordulu olmam ve bu şehri diğer memleketim olarak görmem nedeniyle Orduspor’a yoğun bir sempatim bulunuyor. Ancak bir kurumu, takımı ya da kişiye desteklemek onu eleştirmekten uzaklaşmak anlamına da gelmiyor. Üniversitedeyken bir Haziran ya da Mayıs ayıydı, Orduspor Süper Lig’e çıkmaya yaklaşmıştı ve Play-Off maçları Ankara’da oynanıyordu. Maça gitmiş ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><span
style="font-family: trebuchet ms,geneva; color: #000000; font-size: medium;">Aile tarafından Ordulu olmam ve bu şehri diğer memleketim olarak görmem nedeniyle Orduspor’a yoğun bir sempatim bulunuyor. Ancak bir kurumu, takımı ya da kişiye desteklemek onu eleştirmekten uzaklaşmak anlamına da gelmiyor.<span
id="more-2259"></span></span></p><p><span
style="font-family: trebuchet ms,geneva; color: #000000; font-size: medium;">Üniversitedeyken bir Haziran ya da Mayıs ayıydı, <strong>Orduspor</strong> Süper Lig’e çıkmaya yaklaşmıştı ve Play-Off maçları Ankara’da oynanıyordu. Maça gitmiş ve desteklediğim Orduspor’un yenilgisini izlemiştim. Yıllar geçti, sene 2011 oldu Orduspor Süper Lig’e çıkmayı başardı. Ama Orduspor’un resmî internet sitesine girip “<a
href="http://www.orduspor.org.tr/haberdetay.php?id=939" rel="nofollow" target="_blank"><span
style="color: #000000;">Mor-Beyaz Formalar Store’ da</span></a>” haberine baktığınızda çok rahat bir şekilde takımın <strong>İngiltere Premier League</strong>’e çıktığını sanabilirsiniz!</span></p><p><center><img
class="size-full wp-image-2260 aligncenter" title="orduspor store" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2011/08/29082011-1_b.jpg" alt="" width="500" height="242" /></center></p><p><span
style="font-family: trebuchet ms,geneva; color: #000000; font-size: medium;">Haberin başlığından da anlayabileceğiniz gibi “store” saçmalığı Orduspor tarafından da kullanılıyor. BJK Store vardı, mükemmel bir davranışla “<strong>Kartal Yuvası</strong>” oldu. <strong>GS Store</strong> hala kullanılıyor ve maalesef daha birçok örnek mevcut.</span></p><p><span
style="font-family: trebuchet ms,geneva; color: #000000; font-size: medium;">Takımlarımızın marka değerleri yönetim şekilleri, stadyumları, kurumsal yapıları ve futbol anlayışlarıyla göklerde geziyor ya, “store” yerine “mağaza” ya da başka uygun bir Türkçe ifade kullanırlarsa marka değerleri zedelenecek sanki! Türkiye’de sıkça görülen, bilinçsiz ve içi boş “şekilcilik” açısından kayda değer bir örnek durum aslında.</span></p><p><span
style="font-family: trebuchet ms,geneva; color: #000000; font-size: medium;">Orduspor ile ilgili haberlere göz atmak için siteye girdiğimde ve yukarıdaki paragraflarda bahsettiğim haberi ziyaret ettiğimde, bahsettiğim içi boş şekilciliğin son ama en yoğun örneğini gördüm. Hayır hayır, Burası Londra’nın bir caddesi değil. Orduspor da bir Londra ya da İngiltere ekibi değil. Ama mekâna verilen isme Londra’da bile zor rastlarsınız belki!</span></p><p><span
style="font-family: trebuchet ms,geneva; color: #000000; font-size: medium;"><strong>Cafe Store 52 Fifty Two</strong> şeklinde rezalet bir isim bulmuşlar mekâna. Şimdi rica ediyorum, formalara basılacak oyuncu isimlerinde “ş,ü,ğ,i,ö,ç” harfleri kullanılmasın. Bunların yerine “s,u,g,i,o,c” kullanılsın. Yoksa ayıplarlar adamı sevgili <strong>Ordu United</strong>!</span></p><p><span
style="font-size: x-small; font-family: verdana,geneva;">Görsel kaynağı: Orduspor resmî sitesi</span></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.onursendere.com/ingiltere-premier-league-ekibi-ordu-united.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Okudum: Hayalet Program Daemon</title><link>http://www.onursendere.com/okudum-hayalet-program-daemon.html</link> <comments>http://www.onursendere.com/okudum-hayalet-program-daemon.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 16 May 2011 20:35:12 +0000</pubDate> <dc:creator>Onur</dc:creator> <category><![CDATA[Bilişim - Teknoloji]]></category> <category><![CDATA[Kültür]]></category> <category><![CDATA[Türkçe & Edebiyat]]></category> <category><![CDATA[Daemon]]></category> <category><![CDATA[Daniel Suarez]]></category> <category><![CDATA[Hayalet Program Daemon]]></category> <category><![CDATA[Matthew Sobol]]></category> <category><![CDATA[Mavi Ağaç]]></category> <category><![CDATA[Maviağaç]]></category> <category><![CDATA[Peter Sebeck]]></category> <category><![CDATA[tekno roman]]></category> <category><![CDATA[teknoloji romanı]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.onursendere.com/?p=2184</guid> <description><![CDATA[Okuduğum ilk teknoloji temelli roman olan “Hayalet Program Daemon” yazarı Daniel Suarez’in ilk romanı olmasına rağmen oldukça başarılı. İlk bakışta 560 sayfalık bir teknoloji romanı olması dolayısıyla tercih etmekte tereddüt yaratabilecek bir kitap. Ancak oldukça akışkan bir olay örgüsüne sahip. Tabii teknoloji ile ilgisi olana :) Maviağaç Yayınevi’nden çıkan Hayalet ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><span
style="color: #000000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;">Okuduğum ilk teknoloji temelli roman olan “<strong>Hayalet Program Daemon</strong>” yazarı <strong>Daniel Suarez</strong>’in ilk romanı olmasına rağmen oldukça başarılı.<span
id="more-2184"></span></span></p><p><span
style="color: #000000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;">İlk bakışta <strong>560 sayfalık bir teknoloji romanı</strong> olması dolayısıyla tercih etmekte tereddüt yaratabilecek bir kitap. Ancak oldukça akışkan bir olay örgüsüne sahip. Tabii teknoloji ile ilgisi olana :)</span></p><p><span
style="color: #000000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;">Maviağaç Yayınevi’nden çıkan Hayalet Program Daemon, son dönemlerin popüler oyun türü olan ve şahsen dijital bir uyuşturucu olarak gördüğüm <strong>çevrimiçi rol yapma (MMPOG)</strong> türü kitabın merkezinde olmak üzere etkileşimli dijital ve internet dünyanın birleşmesiyle kurgulanmış. Teknolojinin son nimetleri olarak gördüğümüz bilgisayar, internet ve çevrimiçi iletişim yapılarının niyetlerin bozulmasıyla nasıl bir etki sahasına sahip olabileceğini görmek istiyorsanız, o kurgu bu kitabın içinde mevcut.</span></p><p><span
style="color: #000000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;"><img
class="size-full wp-image-2187 aligncenter" title="Hayalet-Program-Daemon-Daniel-Suarez" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2011/05/Hayalet-Program-Daemon-Daniel-Suarez.jpg" alt="" width="600" height="486" /><br
/> </span></p><p><span
style="color: #000000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;">Kitaptan keyif almak için mutlaka dijital dünya ve internet dünyası hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Bu bilgi seviyesinin içinde <strong>RSS yayını da var, ağ bağlantılarının alt parçacıkları da</strong>. Benden söylemesi : ) Bir de, kitabın gerçek dünya ile dijital dünyanın olabildiğince yoğun etkileşimi ile sizleri sürekli şaşırtabileceğini söylemeliyim. Zaten bu özelliği dolayısıyla “Film dünyası için Matrix neyse roman dünyası için Hayalet Program Daemon odur” cümlesi bu kitap için telaffuz ediliyor.</span></p><p><span
style="color: #000000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;">Romanın hazırlık ve yazım aşamalarında <strong>Google Ekibinin Daniel Suarez’e destek olduklarını </strong>söylersek, kurgunun eften püften olmadığına dair güçlü bir kanıt sunmuş oluruz diye düşünüyorum. Google’ın yanı sıra, kitabın temel taşlarını teşkil eden <strong>birçok unsur gerçekçi bilgi ve makalelere dayanıyor</strong>. Hatta kitabın internet sitesinde o makalelere ulaşabiliyorsunuz.</span></p><p><span
style="color: #000000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;">Fiyat olarak da şu sıralar çok uygun miktarlara çekilen <strong>Daniel Suarez</strong>’in <strong>Hayalet Program Daemon</strong> kitabını tavsiye edebilirim. Bu kitapla geleceğin, geçmişin basit dünyasını ne kadar özletebileceğini pek âlâ görebilirsiniz.<br
/> </span></p><p><span
style="color: #000000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;">Kitaptan bir alıntı:</span></p><blockquote><p><span
style="color: #000000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;"><cite
title="&quot;Bir insandan bahsetmiyoruz, Russ. Bu bir mantık ağacı. Sen &quot;D&quot; tuşuna bastığında bilgisayarında D tuşunu ekranda gösterme cesareti olup olmadığını merak ediyorsun. Birkaç çalışanın Hayalet'i yönettiğinden şüpheleniyorum. Umarım, kim olduğunu ses çıkarmadan bulup taraf değiştirmesi için ikna edebilirim.&quot;">&#8220;Bir insandan bahsetmiyoruz, Russ. Bu bir mantık ağacı. Sen &#8220;D&#8221; tuşuna bastığında bilgisayarında D tuşunu ekranda gösterme cesareti olup olmadığını merak ediyorsun. Birkaç çalışanın Hayalet&#8217;i yönettiğinden şüpheleniyorum. Umarım, kim olduğunu ses çıkarmadan bulup taraf değiştirmesi için ikna edebilirim.&#8221;</cite><br
/> </span></p></blockquote><p><em><span
style="color: #008000; font-family: verdana,geneva; font-size: medium;">Puanım: 7.5 / 10</span></em></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.onursendere.com/okudum-hayalet-program-daemon.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>2</slash:comments> </item> <item><title>NTVMSNBC&#8217;den Yeni Güzellik: Çalışma Odam</title><link>http://www.onursendere.com/ntvmsnbcden-yeni-guzellik-calisma-odam.html</link> <comments>http://www.onursendere.com/ntvmsnbcden-yeni-guzellik-calisma-odam.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 04 May 2011 16:47:18 +0000</pubDate> <dc:creator>Onur</dc:creator> <category><![CDATA[Bilişim - Teknoloji]]></category> <category><![CDATA[Kültür]]></category> <category><![CDATA[Türkçe & Edebiyat]]></category> <category><![CDATA[360 derece]]></category> <category><![CDATA[Çalışma Odam]]></category> <category><![CDATA[çalışma odası]]></category> <category><![CDATA[NTVMSNBC]]></category> <category><![CDATA[Pınar Kür]]></category> <category><![CDATA[yazar]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.onursendere.com/?p=2146</guid> <description><![CDATA[NTVMSNBC kuşkusuz kaliteli internet haber portallarının başında geliyor. Bununa birlikte yenilikçiliklerine de hayran olmak elde değil. Birçok farklı ve yeni dijital kurguyu bizimle tanıştıran NTVMSNBC, bu kez &#8220;Çalışma Odam&#8221; sayfasıyle gönlümü kazandı. Pınar Kür&#8216;ün çalışma odasının 360 derece olarak görüntüsünü sunan NTVMSNBC, odadaki bazı özel materyalleri seçmemizi sağlarak o materyaller ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><span
style="color: #000000; font-family: trebuchet ms,geneva; font-size: medium;">NTVMSNBC kuşkusuz kaliteli internet haber portallarının başında geliyor. Bununa birlikte yenilikçiliklerine de hayran olmak elde değil.<span
id="more-2146"></span></span></p><p><span
style="font-family: trebuchet ms,geneva; font-size: medium;"><span
style="color: #000000;">Birçok farklı ve yeni dijital kurguyu bizimle tanıştıran <strong>NTVMSNBC</strong>, bu kez &#8220;<strong>Çalışma Odam</strong>&#8221; sayfasıyle gönlümü kazandı. </span><strong><a
href="http://tr.wikipedia.org/wiki/P%C4%B1nar_K%C3%BCr" target="_blank"><span
style="color: #000000;">Pınar Kür</span></a></strong><span
style="color: #000000;">&#8216;ün çalışma odasının <strong>360 derece</strong> olarak görüntüsünü sunan NTVMSNBC, odadaki bazı özel materyalleri seçmemizi sağlarak o materyaller hakkında bizzat Pınar Kür tarafından bilgi sahibi olmamızı sağlıyor.</span></span></p><p><span
style="color: #000000; font-family: trebuchet ms,geneva; font-size: medium;">Sanıyorum ki sadece yazarlarla sürmeyecek olan bu çalışma, yaratıcı ve üretici büyük üstadların nasıl bir ortamda eser verdiklerini görmemizi sağlayarak bizde olumlu dürtülere sebep olabilir.</span></p><p><span
style="color: #000000; font-family: trebuchet ms,geneva; font-size: medium;"><img
class="size-full wp-image-2147 aligncenter" title="NTVMSNBC-Calisma-Odam" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2011/05/NTVMSNBC-Calisma-Odam.jpg" alt="" width="600" height="243" /></span></p><p><span
style="font-family: trebuchet ms,geneva; font-size: medium;"><span
style="color: #000000;">NTVMSNBC Çalışma Odam uygulamasına </span><a
rel="nofollow" href="http://calismaodam.ntvmsnbc.com/" target="_blank"><span
style="color: #000000;">bu adresten</span></a><span
style="color: #000000;"> ulaşabilirsiniz.</span></span></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.onursendere.com/ntvmsnbcden-yeni-guzellik-calisma-odam.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>2</slash:comments> </item> <item><title>Rahmi Vidinlioğlu &#8211; &#8220;Aşkı ve Acı, İhanet ve Kehanet&#8221; / Kitap İncelemesi</title><link>http://www.onursendere.com/rahmi-vidinlioglu-aski-ve-aci-ihanet-ve-kehanet-kitap-incelemesi.html</link> <comments>http://www.onursendere.com/rahmi-vidinlioglu-aski-ve-aci-ihanet-ve-kehanet-kitap-incelemesi.html#comments</comments> <pubDate>Sat, 12 Dec 2009 22:06:54 +0000</pubDate> <dc:creator>Onur</dc:creator> <category><![CDATA[Kültür]]></category> <category><![CDATA[Türkçe & Edebiyat]]></category> <category><![CDATA[Aşk ve Acı]]></category> <category><![CDATA[İhanet ve Kahanet]]></category> <category><![CDATA[Rahmi Vidinlioğlu]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.onursendere.com/?p=640</guid> <description><![CDATA[Rahmi Bey’in gönderdiği ikinci kitap olan “Aşk ve Acı, İhanet ve Kehanet”i okuyalı 2 haftadan fazla bir zaman geçmesine rağmen, incelememi yeni yazabiliyorum. Neyse ki kitabı okurken tuttuğum notlar işimi bir hayli kolaylaştıracak. Kitap, Zerdüştlük inancı merkezli efsanevî bir hikâyeyle başlıyor. Hikâyedeki her kahramanların ve olaylarının taşıdıkları simgeler, kitabın genel ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Rahmi Bey’in gönderdiği ikinci kitap olan “Aşk ve Acı, İhanet ve Kehanet”i okuyalı 2 haftadan fazla bir zaman geçmesine rağmen, incelememi yeni yazabiliyorum. Neyse ki kitabı okurken tuttuğum notlar işimi bir hayli kolaylaştıracak.</span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Kitap, Zerdüştlük inancı merkezli efsanevî bir hikâyeyle başlıyor. Hikâyedeki her kahramanların ve olaylarının taşıdıkları simgeler, kitabın genel yapısı ve hatlarını da bize sunuyor.</span></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-641" title="Rahmi Vidinlioğlu - Aşk ve Acı, İhanet ve Kehanet" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/12/Rahmi-Vidinlioğlu-Aşk-ve-Acı-İhanet-ve-Kehanet.JPG" alt="" width="375" height="533" /></span><br
/> </span></span></span></p><p><span
id="more-640"></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Yazar, bizi masalsı ve şairane bir anlatımla Sedat ve Pınar’ın aşkına götürüyor. Bu dünyadan beklediklerini alamamış iki insan onlar ve onları bir araya getiren de bu. Fakat Sedat ve Pınar ne iş yaparlar, nerede yaşarlar, geçmişleri nasıldır gibi sorulara alabildiğimiz bir yanıt yok. Lakin geçmiş sadece aşktan ve acılardan ibaretse evet, Pınar’ın ve Sedat’ın geçmişlerini de çok iyi biliyoruz. Pınar ve Sedat bir yerlerde yaşıyorlar, meşgul oldukları birer uğraşıları var, nereden geldiğini bilmediğimiz gelirleri de var ki aç değiller. Bu cümleleri çok rahatlıkla söyleyebilmekle birlikte “ama nasıl?” sorusunun karşılığı neredeyse tamamen koca bir sıfır. Bu bilinmezlik, Pınar ve Sedat’ın birbirlerini göremeyişi konusundaki yazarın çabasını da baltalıyor. Sedat ve Pınar bir şekilde görüşemiyorlar ancak neden görüşemiyorlar ve nasıl oluyor da bir süre sonra görüşebiliyorlar bilmiyoruz.</span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Kitabın anlatımında bir roman için fazla denecek kadar şiire özgü unsurlar var. Yazarın ilk kitabı için söylediğim “divan edebiyatından kesinlikle başarılı” olur şeklindeki cümlemi burada da rahatlıkla kurabilirim. Ancak bu bir romansa bakış açımız da ona göre olmalı. Anlatım bazen o kadar şiire özgü ki tevriye sanatına da rastlayabiliyoruz:</span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">“Kaçıyorum, <em>toz</em>u <em>duman</em>a* katarak yürüyorum her gece hayallerimin üzerine ve devam mecburiyeti olan bir dersmiş gibi artık intihar!”</span></span></span></p><p><span
style="color: #999999;"><span
style="font-size: small;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">*Toz ve dumanın buradaki diğer anlamı eroin ve esrar.</span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Bazen şiirde her kıtayı aynı cümle ile başlatma özelliğini, burada da bazı arka arkaya gelen paragrafların ilk cümlelerinin aynı olması şeklinde görebiliyoruz.</span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Dikkatimi çeken bir diğer unsur da, kitapta sonu gelmez virgül kullanımı, bazı cümlelerin koyu yazılması ve bazı kelimelerin büyük yazılması. Anlatılanlar, kurulan cümleler mükemmel olabilir (ki mükemmel güzellikte birçok cümle var) ancak bunları “bak bu cümleler öyle yabana atılır şeyler değil ha” der gibi sunmak oldukça itici bir durum oluşturuyor. Bu konuda okuyucu rahat bırakılmalı. Zaten okuyucu o cümleyi kendine yakın hissetmesi halinde koparıp alacaktır.</span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Karakterlere gelecek olursak, yazının başında da dediğim gibi bir boşluğa temel atmış şekilde yaşamları var. Sedat karakteri, “Şizofreni Yalnız Oynanmaz”daki Cenk gibi adeta “acınası bir şair” kişiliğine sahip.</span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Kitapta karakterlere dair dikkatimi çeken en bariz durum, Sedat gibi Pınar ve Çiğdem’in de şairane üsluplara sahip olmaları. Mesela Pınar, “Bırakmayacağım seni. And olsun, Venüs’ün yüzüme cömertçe sürdüğü güzellik saçan incecik parmaklarına! Bırakmayacağım seni! Bırakırsam kezzap olsun duru gözyaşların ve coşkun bir nehir gibi aksın yanaklarımda!” gibi cümleler kuruyor. Çiğdem’de aynı şekilde “Hiç anlaşılamadım ben! Yıllar geçtim, ellerim yağmur, dudaklarım kapkara çamur! Kim öpsem ağır yaralıydı, kimse sarılsam ince mağrur! Yollar geçtim yolarken saçlarımı yollarıma döşenmiş mayın korkusu! Kime inansam ölü bulundu, kime âşık olsam adı nüfus kayıtlarında yoktu!”  şeklinde cümleler sarf ediyor.</span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Yazarın ikinci kitabı olması haliyle beklentim büyüktü “Aşk ve Acı, İhanet ve Kehanet”ten.  Ancak umduğumu bulamadım ve istemesem de bu kadar olumsuz bir inceleme yazmak zorunda kaldım. Şöyle bir durum var ki, yazar da bana katılıyor ve “Acemice yazılmış bir romandaki zavallı kahramanlar olarak kalalım!” diyor.</span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;">Her ne kadar teknik özellikler bakımından böyle bir kitap olsa da, içerdiği çok kaliteli ve etkileyici cümleler de mevcut. Onların da bir kısmını paylaşmak istiyorum.</span></span></span></p><blockquote><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;"><cite
title="Arının içtiği suyun tadını nasıl anlatırsın ki içtiği her damla suyu zehre çeviren yılana?!">Arının içtiği suyun tadını nasıl anlatırsın ki içtiği her damla suyu zehre çeviren yılana?!</cite></span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;"><cite
title="Hiç kimsenin ona sunmaya bile cesaret edemeyeceği büyük bir aşk sunmuş olmama rağmen susamış dudaklarına, gayri meşru bir cenin cesedi gibi koydu ihaneti avuçlarıma.”">Hiç kimsenin ona sunmaya bile cesaret edemeyeceği büyük bir aşk sunmuş olmama rağmen susamış dudaklarına, gayri meşru bir cenin cesedi gibi koydu ihaneti avuçlarıma.”</cite></span></span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="color: #333333;"><cite
title="Masumiyetini görünce bakışlarında, dudaklarım Araf’tı çünkü;  korkak dokunuşlarınsa Sidret-ül Münteha! Dokundum, secdeye kapanıp af dileyen günahkâr deliler gibi, dokundum çilek kokan dudaklarına! Ve topu topu iki kısa anda değişiverdi dünya!">Masumiyetini görünce bakışlarında, dudaklarım Araf’tı çünkü;  korkak dokunuşlarınsa Sidret-ül Münteha! Dokundum, secdeye kapanıp af dileyen günahkâr deliler gibi, dokundum çilek kokan dudaklarına! Ve topu topu iki kısa anda değişiverdi dünya!</cite></span></span></span></p></blockquote> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.onursendere.com/rahmi-vidinlioglu-aski-ve-aci-ihanet-ve-kehanet-kitap-incelemesi.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>3</slash:comments> </item> <item><title>Rahmi Vidinlioğlu &#8211; Şizofreni Yalnız Oynanmaz / Kitap İncelemesi</title><link>http://www.onursendere.com/rahmi-vidinlioglu-sizofreni-yalniz-oynanmaz-kitap-incelemesi.html</link> <comments>http://www.onursendere.com/rahmi-vidinlioglu-sizofreni-yalniz-oynanmaz-kitap-incelemesi.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 09 Nov 2009 21:24:17 +0000</pubDate> <dc:creator>Onur</dc:creator> <category><![CDATA[Kültür]]></category> <category><![CDATA[Türkçe & Edebiyat]]></category> <category><![CDATA[kitap incelemesi]]></category> <category><![CDATA[Rahmi Vidinlioğlu]]></category> <category><![CDATA[Şizofreni Yalnız Oynanmaz]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.onursendere.com/?p=570</guid> <description><![CDATA[Sanıyorum Türkiye’de ilk kez düzenlenen bir aktiviteyle bir yazar, blog yazarlarına kitaplarını gönderdi. Bunun bir başlangıç olmasını diliyorum. Zira birçok pazarlama örneğinde gördüğümüz gibi bloglar birçok konuda referans konumuna gelmeye başladı. Üstelik en büyük özelliklerinden biri olan içtenliklerini yitirmeden. Bu vasıtayla Rahmi Bey’den gelen iki kitaptan biri olan “Şizofreni Yalnız ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Sanıyorum Türkiye’de ilk kez düzenlenen bir aktiviteyle bir yazar, blog yazarlarına kitaplarını gönderdi. Bunun bir başlangıç olmasını diliyorum. Zira birçok pazarlama örneğinde gördüğümüz gibi bloglar birçok konuda referans konumuna gelmeye başladı. Üstelik en büyük özelliklerinden biri olan içtenliklerini yitirmeden. Bu vasıtayla Rahmi Bey’den gelen iki kitaptan biri olan “Şizofreni Yalnız Oynanmaz” isimli kitap hakkındaki düşüncelerimi paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.</span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><br
/> <span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-571" title="Rahmi Vidinlioğlu - Şizofreni Yalnız Oynanmaz" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/11/Rahmi-Vidinlioğlu-Şizofreni-Yalnız-Oynanmaz.jpg" alt="" width="398" height="575" /></span><span
id="more-570"></span><br
/> </span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">İstanbul, Ekim ayı, Şizofren hastalığı ve varlığı yokluğu belli olmayan Deniz’den yola çıkıyor yazar. Öyle bir yol ki bu, divan edebiyatı havasında devrik cümlelerde süslenmiş; bazen tırmanıyor bazen de yokuş aşağı yuvarlanıyorsunuz. Eğer kelime oyunlarından ve psikolojik durumlara dair felsefî düşüncelerden uzak değilseniz, bu kitabı daha çok beğeneceksiniz. </span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Kitabın ilk cümlesiyle birlikte yazar İstanbul’u anlatıyor. Kimi zaman bir cennet kimi zaman bir cehennem yerine döndüğünü düşündüğü ve Fatih Sultan Mehmet’in biricik sevgilisi İstanbul’u her şeyin sebebi sanki. İnsanın bazen İstanbul’a sarılası geliyor bazen de bir daha dönmemek üzere kaçası…</span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Kahramanımız bir şizofren. <span
style="text-decoration: line-through;">Hiçbir roman kahramanı yoktur ki,  adını kitabın ortasında öğrensin okur. Ama bu kitapta var.</span> Kitabın 15. Sayfasında öğreniyoruz kahramanımızın adının Cenk olduğunu. Cenk bir şair ve aynı zamanda felsefe öğrencisi. Geçimini ailesinden gelen parayla sağlıyor. Hastalığı sebebiyle dışarı bile çıkamıyor. Hastaneye yatırılması gereken bir hasta durumuna bile geliyor. Ancak bu özelliklere sahip Cenk’in hayatının aşkı Selin ile nasıl tanışabildiğini, hastalığının sebebinin tam olarak ne olduğunu bilemiyoruz. Cenk’in aile hakkında neredeyse hiçbir bilgi verilmemesi, bu kadar ağır bir hastalık geçiren aile bireyinin aileden kopuk olması kurgu konusundaki küçük eksiklikler kanımca. Bu roman bir Avrupalı ya da Amerikalı yazardan çıkmış olsaydı, bu durumu normal görebilirdik ancak her Türk ailesi çocuğundan bihaber yaşayamaz.</span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Selin neredeyse mükemmel bir kız Cenk için. Cenk’in O’nu kırmasına, hatta parçalamasına bile göğüs geriyor sevgisi için. O’nu aldatmasına bile bir şekilde anlam verip, katlanabiliyor. Selin de üniversite öğrencisi. Neredeyse her gün, evden hiç dışarı çıkmadan Cenk ile zaman geçiriyor. Bu arada zaman zaman Selin’in de şairane konuşmaları dikkatimi çekmedi değil. Tabii ki sevgililerin ortak noktaları olabilir; ancak üslup olarak da birbirlerine fazla yakın olduklarını, bunun Selin karakterini yaratırken oluşan bir eksi özellik olarak gördüğümü de belirtmeliyim.</span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Ve her şeyin sebebi olan fakat aynı zamanda sadece bir hiç olan Deniz. Cenk’in kafasında yaratılan bir karakter aslında o. Karakter terimini kullanmak bile pek doğru değil aslında Deniz için. Zira hiçbir zaman böyle birinin olmadığı kitabın sonunda Cenk’in ağzından öğreniyoruz ve bu durumdan o zaman emin olabiliyoruz. Deniz, Cenk’in hayallerinin katili, “saçları camdan” güzel bir kız. Bütün kötülüklerin kocasız anası Deniz.</span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Bir de Demet var. Günümüz bedensel aşkların simgesi. Milyonlarca kirli “aşk”ın güzel bir temsilcisi. Ancak Demet’in Deniz’e olan benzerliği, mantık sınırlarını oldukça zorlayan bir üçlü ilişkiye sürüklüyor bizi. Kimi zaman Demet’e, kimi zaman da Cenk’e küfredebileceğiniz bir ilişki bu. Tüm yaşananların Cenk’in hastalığından kaynaklanması, şizofrenler için her şeyin mubah olduğunu gösterircesine davranan Selin’i de zaman zaman anlamakta zorlanıyor. Ancak biraz daha düşününce Cenk’e de Selin’e de hak verebilirsiniz. Veremeyebilirsiniz de! Çünkü anlatımdaki ustalık ve kitabın bu bölümündeki çeşitli bakış açılarından bir araya gelen anlatım şekli sizi arada bırakıyor. Bu bence önemli ve başarılı bir nokta.</span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Kısaca bu şekilde değinebileceğimiz kitabın yapı taşları, birkaç eksiklik dışında “verimli denizlerden” toplanmış diyebilirim.</span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Kitabın ilk sayfalarını okuduğumda -yazarının da çok iyi bildiği gibi- sanki divan edebiyatından alınmış beyitlerin hece ölçüsü doğrultusunda düz yazıya aksetmelerini gördüm. Rahmi Bey, divan edebiyatının günümüzdeki güçlü temsilcisi olabilir. Ancak konu düz yazı ve roman olunca, devrik cümlelerin aşırı fazlalığı ve şiirler anlatım bir yere kadar hoş karşılanabiliyor. Kısmen olumsuz bir özellik olarak karşımızda duran bu durum, birçok okuyucunun kitabı keşfedemeden rafa kaldırmasına sebep olabilir. Altı çizilesi, defalarca okunası öyle cümleler var ki, sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim.<br
/><cite
title=" “Hayalperestim… Hayallerime rengârenk tüllerin ardından bakarım hep ve renkli dumanlar eşlik eder gözkapaklarımı iskambil evler gibi deviren kedere. Uzun zamandır uyumadım, ama rüyalarım da hiç bitmedi. Kahverengiden elaya transit geçmeye uğraşan hüzünlü gözlerim, yıllar önce öğrenmişti uyanıkken rüya görmeyi!  Çünkü erken kurulmuş bir düşten son hızla yeryüzüne düşerken göğün göğsünde unuttum gözlerimden birini. Ve görünmez bir gözyaşı gölünde bulanık bir gölgeydi gövdeyi hor gören gözü pek bedenim!”"><br
/></cite><cite
title="“Hayalperestim… Hayallerime rengârenk tüllerin ardından bakarım hep ve renkli dumanlar eşlik eder gözkapaklarımı iskambil evler gibi deviren kedere. Uzun zamandır uyumadım, ama rüyalarım da hiç bitmedi. Kahverengiden elaya transit geçmeye uğraşan hüzünlü gözlerim, yıllar önce öğrenmişti uyanıkken rüya görmeyi!  Çünkü erken kurulmuş bir düşten son hızla yeryüzüne düşerken göğün göğsünde unuttum gözlerimden birini. Ve görünmez bir gözyaşı gölünde bulanık bir gölgeydi gövdeyi hor gören gözü pek bedenim!”">“Hayalperestim… Hayallerime rengârenk tüllerin ardından bakarım hep ve renkli dumanlar eşlik eder gözkapaklarımı iskambil evler gibi deviren kedere. Uzun zamandır uyumadım, ama rüyalarım da hiç bitmedi. Kahverengiden elaya transit geçmeye uğraşan hüzünlü gözlerim, yıllar önce öğrenmişti uyanıkken rüya görmeyi!</cite></span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><cite
title="“Hayalperestim… Hayallerime rengârenk tüllerin ardından bakarım hep ve renkli dumanlar eşlik eder gözkapaklarımı iskambil evler gibi deviren kedere. Uzun zamandır uyumadım, ama rüyalarım da hiç bitmedi. Kahverengiden elaya transit geçmeye uğraşan hüzünlü gözlerim, yıllar önce öğrenmişti uyanıkken rüya görmeyi!  Çünkü erken kurulmuş bir düşten son hızla yeryüzüne düşerken göğün göğsünde unuttum gözlerimden birini. Ve görünmez bir gözyaşı gölünde bulanık bir gölgeydi gövdeyi hor gören gözü pek bedenim!”"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Çünkü erken kurulmuş bir düşten son hızla yeryüzüne düşerken göğün göğsünde unuttum gözlerimden birini. Ve görünmez bir gözyaşı gölünde bulanık bir gölgeydi gövdeyi hor gören gözü pek bedenim!”</span></span></cite></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><cite
title=" “Hayalperestim… Hayallerime rengârenk tüllerin ardından bakarım hep ve renkli dumanlar eşlik eder gözkapaklarımı iskambil evler gibi deviren kedere. Uzun zamandır uyumadım, ama rüyalarım da hiç bitmedi. Kahverengiden elaya transit geçmeye uğraşan hüzünlü gözlerim, yıllar önce öğrenmişti uyanıkken rüya görmeyi!  Çünkü erken kurulmuş bir düşten son hızla yeryüzüne düşerken göğün göğsünde unuttum gözlerimden birini. Ve görünmez bir gözyaşı gölünde bulanık bir gölgeydi gövdeyi hor gören gözü pek bedenim!”"></cite>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><cite
title="“Sen, kurbağa prensler diyarının, saçları camdan Rapunzel’i! Göremezdin ki hiç ellerine cam kırıkları saplanmış cesetleri… Bu yüzden hiç kızmadım sana! Ve parçaladım kendimi senden gizlice çaldığım bir tutam saçla…”">“Sen, kurbağa prensler diyarının, saçları camdan Rapunzel’i! Göremezdin ki hiç ellerine cam kırıkları saplanmış cesetleri… Bu yüzden hiç kızmadım sana! Ve parçaladım kendimi senden gizlice çaldığım bir tutam saçla…”</cite></span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Kitap çok geniş tasvirlerden oluşan bir anlatımdan meydana geliyor. Başka başka dünyalardan gelen parçalar bir cümlede birleşiveriyor kimi zaman. Ancak kimi zaman yazarın kendini tekrar ettiğini de görüyoruz.</span></span></span></p><p><span
style="color: #333333;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Yazarın ilk kitabı olması açısından son derece başarılı bir eser “Şizofreni Yalnız Oynanmaz”. Şizofreni hakkında da detaylı bir çalışma yapıldığı da ortada. Kesinlikle alınası ve okunası bir yapıt.</span></span></span></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.onursendere.com/rahmi-vidinlioglu-sizofreni-yalniz-oynanmaz-kitap-incelemesi.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Ah Bir Sahaf Olsam&#8230;</title><link>http://www.onursendere.com/ah-bir-sahaf-olsam.html</link> <comments>http://www.onursendere.com/ah-bir-sahaf-olsam.html#comments</comments> <pubDate>Sun, 18 Oct 2009 18:20:31 +0000</pubDate> <dc:creator>Onur</dc:creator> <category><![CDATA[Kültür]]></category> <category><![CDATA[Türkçe & Edebiyat]]></category> <category><![CDATA[...Ve Allah Gazeteciyi Yarattı]]></category> <category><![CDATA[Ahmet Halit Kitabevi]]></category> <category><![CDATA[Alfons Dode]]></category> <category><![CDATA[Ali Kâmi Akyüz]]></category> <category><![CDATA[Anatole France]]></category> <category><![CDATA[Ankara Maarif Matbaası]]></category> <category><![CDATA[Başlangıçtan Tanzimata Kadar Türk Edebiyatı Tarihi]]></category> <category><![CDATA[Bir İçim Su]]></category> <category><![CDATA[Cemil Sena Ongun]]></category> <category><![CDATA[Dominik]]></category> <category><![CDATA[Duman]]></category> <category><![CDATA[Eugene Fromentin]]></category> <category><![CDATA[Gaip Ufuklar]]></category> <category><![CDATA[Günlerin Getirdiği]]></category> <category><![CDATA[Halid Ziya Uşaklıgil]]></category> <category><![CDATA[Halit Kıvanç]]></category> <category><![CDATA[Haydar Rifat]]></category> <category><![CDATA[Hıfzı Tevfik Gönensay]]></category> <category><![CDATA[Hikmet Hikây]]></category> <category><![CDATA[Hilmi Kitabevi]]></category> <category><![CDATA[İstanbul Matbaası]]></category> <category><![CDATA[Ivan Turgenef]]></category> <category><![CDATA[İzahlı Eski Metinler Antolojisi]]></category> <category><![CDATA[James Hilton]]></category> <category><![CDATA[Mai ve Siyah]]></category> <category><![CDATA[Nâzan Danişmend]]></category> <category><![CDATA[Nihad Sami Banarlı]]></category> <category><![CDATA[Nurullah Ataç]]></category> <category><![CDATA[Refik Halid]]></category> <category><![CDATA[Remzi Kitabevi]]></category> <category><![CDATA[Saadet Yolları]]></category> <category><![CDATA[Safo]]></category> <category><![CDATA[Semih Lûtfi Erciyas Sûhulet Kitabevi]]></category> <category><![CDATA[Semih Lûtfi Kitabevi]]></category> <category><![CDATA[Şirketi Mürettibiye Matbaası]]></category> <category><![CDATA[Şükrü Kurgan]]></category> <category><![CDATA[Tais]]></category> <category><![CDATA[Tefeyyüz Kitabevi]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.onursendere.com/?p=503</guid> <description><![CDATA[Eski kitaplara dayanamıyorum. Bazı bilim-kurgu filmlerinde yer aldığı gibi, her şeyin &#8220;kaybolmuş bir kitabın&#8221; bulunmasıyla başladığı fenomeninden midir yoksa sadece kısa bir zaman yolculuğu yapmamı sağlayan büyüleyeci kokularından mıdır bilmiyorum. Sanırım ben sahaf olmalıymışım diyeceğim ama o zaman da kitapların hiçbirini satmaya yanaşmayacağımdan büyük ihtimalle aç kalırdım. Demek istediğim nacizane ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;">Eski kitaplara dayanamıyorum. Bazı bilim-kurgu filmlerinde yer aldığı gibi, her şeyin &#8220;kaybolmuş bir kitabın&#8221; bulunmasıyla başladığı fenomeninden midir yoksa sadece kısa bir zaman yolculuğu yapmamı sağlayan büyüleyeci kokularından mıdır bilmiyorum. Sanırım ben sahaf olmalıymışım diyeceğim ama o zaman da kitapların hiçbirini satmaya yanaşmayacağımdan büyük ihtimalle aç kalırdım. Demek istediğim nacizane fırsatlar ve araştırmalar doğrultusunda, ekonomik durum da elverdikçe eski kitaplar edinmek istiyorum. Ve şu ana kadar edindiğim kitapları burada yayınlamak istiyorum.</span></span></p><p><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
id="more-503"></span><br
/> </span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-505" title="Mai-ve-Siyah / Halid-Ziya-Uşaklıgil /1945" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Mai-ve-Siyah-Halid-Ziya-Uşaklıgil-1945.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Mai ve Siyah<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Halid Ziya Uşaklıgil<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Hilmi Kitabevi &#8211; 1945<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>286</span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><strong>Romanın ilk cümleleri: </strong><cite
class="shutter" title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite></span></span></p><blockquote><p
style="text-align: left;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><cite
class="shutter" title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;">&#8220;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir&#8217;ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &#8220;Dahilî sanatlar&#8221; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&#8221;</cite></span></span></p></blockquote><p
style="text-align: center;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-511" title="Başlangıçtan Tanzimata Kadar Türk Edebiyatı Tarihi / Hıfzı Tevfik Gönensay &amp; Nihad Sami Banarlı / 1942" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Başlangıçtan-Tanzimata-Kadar-Türk-Edebiyatı-Tarihi-Hıfzı-Tevfik-Gönensay-Nihad-Sami-Banarlı-1942.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Başlangıçtan Tanzimata Kadar Türk Edebiyatı Tarihi<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Hıfzı Tevfik Gönensay &amp; Nihad Sami Banarlı<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Remzi Kitabevi &#8211; 1942<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>252</span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-512" title="İzahlı Eski Metinler Antolojisi / Şükrü Kurgan /1943" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Eski-Metinler-Antolojisi-Şükrü-Kurgan-1943.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>İzahlı Eski Metinler Antolojisi<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Şükrü Kurgan ( Ankara Gazi Lisesi Edebiyat Öğretmeni)<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Ankara Maarif Matbaası &#8211; 1943<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>271</span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-514" title="Duman / Ivan Turgenef / 1938" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Duman-Ivan-Turgenef-1938.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Duman<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Ivan Turgenef (Çeviri: Haydar Rifat)<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Hilmi Kitabevi &#8211; 1938<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>297</span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><strong>Romanın ilk cümleleri: </strong><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite></span></span></p><blockquote><p
style="text-align: left;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;">&#8220;<cite
title="1862 senesi ağustosunun sonunda Baden-Beden'in mâhut sohbet salonunun önünde büyük bir kalabalık vardı. Hava lâtif idi:Yeşil ağaçlar, sevimli şehrin beyaz evleri, şehri ferahlandıran dağlar, her şey bir neş'e havası teneffüs ediyor... yakmıyan, parlak bir güneşin şularından ayrı bir haz duyuluyordu.&quot;">1862 senesi ağustosunun sonunda Baden-Beden&#8217;in mâhut sohbet salonunun önünde büyük bir kalabalık vardı. Hava lâtif idi:Yeşil ağaçlar, sevimli şehrin beyaz evleri, şehri ferahlandıran dağlar, her şey bir neş&#8217;e havası teneffüs ediyor&#8230; yakmıyan, parlak bir güneşin şularından ayrı bir haz duyuluyordu.&#8221;</cite></span></span></p></blockquote><p
style="text-align: center;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-515" title="Saadet Yolları / Cemil Sena Ongun / 1948" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Saadet-Yolları-Cemil-Sena-Ongun-1948.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Saadet Yolları<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Cemil Sena Ongun<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Tefeyyüz Kitabevi &#8211; 1948<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>240</span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><strong>Romanın ilk cümleleri: </strong><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite></span></span></p><blockquote><p
style="text-align: left;"><cite
title="&quot;Güneş batıyor; içinde yaşadığım şehir, bin bir aldatıcı renge bürünerek yavaş yavaş kararıyor; her aldatan şey gibi, tabiat de, ruhumuzu, büyüleyici bir renk ve sessizlik kaynağına yaklaştırıyor; şehrin kararmasını ve canlıların ortalıktan birer birer çekilmesini görerek her şeyin sükûn ve inzivaya dalacağını sanmayınız. Yorulanları, korkakları, ümitsizleri gizlemeğ çalışan bu karanlık perdenin arkasında yeni bir hayat, yeni bir savaş ve yeni bir kaynaşma da vardır.&quot;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;">&#8220;Güneş batıyor; içinde yaşadığım şehir, bin bir aldatıcı renge bürünerek yavaş yavaş kararıyor; her aldatan şey gibi, tabiat de, ruhumuzu, büyüleyici bir renk ve sessizlik kaynağına yaklaştırıyor; şehrin kararmasını ve canlıların ortalıktan birer birer çekilmesini görerek her şeyin sükûn ve inzivaya dalacağını sanmayınız. Yorulanları, korkakları, ümitsizleri gizlemeğ çalışan bu karanlık perdenin arkasında yeni bir hayat, yeni bir savaş ve yeni bir kaynaşma da vardır.&#8221;</span></span></cite></p></blockquote><p
style="text-align: center;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-516" title="Bir İçim Su / Refik Halid / 1939" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Bir-İçim-Su-Refik-Halid-1939.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Bir İçim Su<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Refik Halid<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Semih Lûtfi Kitabevi &#8211; 1939<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>176</span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-517" title="Günlerin Getirdiği / Nurullah Ataç / 1946" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Günlerin-Getirdiği-Nurullah-Ataç-1946.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Günlerin Getirdiği<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Nurullah Ataç<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Akba Kitabevi &#8211; 1946<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>157</span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-518" title="Safo / Alfons Dode / 1934" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Safo-Alfons-Dode-1934.jpg" alt="" width="500" height="500" /></span></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Safo<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Alfons Dode ( Çeviri: Haydar Rifat)<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Şirketi Mürettibiye Matbaası &#8211; 1934<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: 258</strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-520" title="...Ve Allah Gazeteciyi Yarattı / Halit Kıvanç / 1959" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Ve-Allah-Gazeteciyi-Yarattı-Halit-Kıvanç-1959.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>&#8230;Ve Allah Gazeteciyi Yarattı<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Halit Kıvanç<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>İstanbul Matbaası &#8211; 1959<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>160</span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-521" title="Tais / Anatole France / 1938" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Tais-Anatole-France-1938.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Tais<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Anatole France (Çeviri: Nâzan Danişmend)<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Semih Lûtfi Erciyas Sûhulet Kitabevi &#8211; 1938<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>178</span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><strong>Romanın ilk cümleleri: </strong><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite></span></span></p><blockquote><p
style="text-align: left;"><cite
title="&quot;O zamanlar çöl, münzevî keşişler yatağı idi. Münzevilerin kendi ellerile daldan, kilden yaptıkları sayısız kulübeler Nil'in iki sahilinden öteye beriye serpilmiş gibiydi; ama öyle mesafelerle serpiştirilmişti ki bunlarda oturanlar birbirlerinden ayrı yaşıyabilmekle beraber icabında birbirlerine yardım da edebilirlerdi.&quot;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;">&#8220;O zamanlar çöl, münzevî keşişler yatağı idi. Münzevilerin kendi ellerile daldan, kilden yaptıkları sayısız kulübeler Nil&#8217;in iki sahilinden öteye beriye serpilmiş gibiydi; ama öyle mesafelerle serpiştirilmişti ki bunlarda oturanlar birbirlerinden ayrı yaşıyabilmekle beraber icabında birbirlerine yardım da edebilirlerdi.&#8221;</span></span></cite></p></blockquote><p
style="text-align: center;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-522" title="Dominik / Eugene Fromentin / 1941" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Dominik-Eugene-Fromentin-1941.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Dominik<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>Eugene Fromentin (Çeviri: Ali Kâmi Akyüz)<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Hilmi Kitabevi &#8211; 1941<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>340</span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><strong>Romanın ilk cümleleri: </strong><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite><cite
title="&quot;Sofranın etrafında yedi kişi idiler. Birgün, Mir'ati Şuun sahibi imtiyazı Hüseyin Baha efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldıyarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden &quot;Dahilî sanatlar&quot; makalesinin alına son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekibe demiştiki:&quot;"></cite></span></span></p><blockquote><p
style="text-align: left;"><cite
title="&quot;Şimdi okuyacağınız bu pek basit ve lüzumundan çok az roman tarzında olan hikâyeyi bana mahremane anlatan arkadaşım:&quot;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;">&#8220;Şimdi okuyacağınız bu pek basit ve lüzumundan çok az roman tarzında olan hikâyeyi bana mahremane anlatan arkadaşım:&#8221;</span></span></cite></p></blockquote><p
style="text-align: center;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><span
class="lightbox"><img
class="aligncenter size-full wp-image-523" title="Gaip-Ufuklar / James Hilton / 1946" src="http://www.onursendere.com/wp-content/uploads/2009/10/Gaip-Ufuklar-1946.jpg" alt="" width="458" height="600" /></span></span></span></p><p
style="text-align: center;"><span
style="font-size: large;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><em><span
style="color: #808000;"><strong>Künye Bilgileri</strong></span></em></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Kitabın adı: </strong>Gaip Ufuklar<br
/> </span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yazarın adı: </strong>James Hilton (Çeviri: Hikmet Hikây)<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Yayınevi ve basım yılı: </strong>Ahmet Halit Kitabevi &#8211; 1946<strong><br
/> </strong></span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-size: medium;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><strong>Sayfa sayısı: </strong>128</span></span></p><p
style="text-align: left;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;"><strong>Romanın ilk cümleleri: </strong></span></span></p><blockquote><p><cite
title=" &quot;Sigaralar sönüyordu. Uzun seneler ayrı yaşadıktan sonra bir arada toplanan üç eski mektep arkadaşı idik.&quot;"><span
style="font-family: book antiqua,palatino;"><span
style="font-size: medium;">&#8220;Sigaralar sönüyordu. Uzun seneler ayrı yaşadıktan sonra bir arada toplanan üç eski mektep arkadaşı idik.&#8221;</span></span></cite></p></blockquote> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.onursendere.com/ah-bir-sahaf-olsam.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>4</slash:comments> </item> </channel> </rss>
